Geçmiş vakitlerin birinde alimin biri, boğazın öbür yakasına geçmek için bir sandalcının yanına gelerek ona sorar: – Karşıya geçirmek için ne kadar para alıyorsun? – Garşuya bir liraya geçürüm efendü. Alim, sandalcının bu bozuk Türkçe ile verdiği cevabı beğenmez. – Bu ne biçim konuşma böyle? Yoksa sen dilbilgisi bilmiyor musun? – Yok ağam, güççükken haytalık…

Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve ‚Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak‘ diyerek rest çekti. Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında…

Bir gün Efendimiz Hz. Ali ye sorar der ki: -Ya Ali Allah ı seviyor musun? -Evet Ya resulullah  -Peki Beni seviyor musun? -Evet Ya resulullah -Peki Anne babanı seviyor musun? -Evet ya resulullah -Peki çocuklarını seviyor musun? -Evet ya resulullah -Peki bunların hepsini bir kalpte nasıl yapıyorsun? diye sorunca, Hz. Ali bu beklemediği soru karşısında…

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini öntarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.…. Adam ona bir kez daha göz attı….

© 2014 Anadolucamii.ch
Top
Bizi takip edin:          
Sitemap