Muhterem.Müminler,

Bir gün sevgili Peygamberimiz (sav) abdest almakta olan Sa’d b. Ebi Vakkas’ın yanına uğrar. Abdest esnasında onun suyu fazla kullandığını görür ve ikaz ederek “Bu ne israf?” buyurur. Sa’d, “Abdestte de israf olur mu ya Resulallah?” diye sorunca efendimiz (sav): “Evet, akan bir nehirden bile abdest alsan israf olur” şeklinde karşılık.verir.[1]

Değerli.kardeşlerim,

Okuduğum âyet-i kerîmede Yüce Rabbimiz, mü‘minlerin özelliklerini anlatırken şöyle buyurur: “Onlar, harcama yaptıklarında ne israf ederler, ne de cimri davranırlar. Bu ikisi arasında bir yol tutarlar.”[2] Başka bir âyetinde ise Cenab-ı Hak, “Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa haklarını ver! Malını israf ile saçıp savurma! Zira saçıp savuranlar, şeytanın dostları, kardeşleridir.”[3] buyurmaktadır. Bu ilâhî beyânlardan ve Efendimizin ikazlarından anlıyoruz ki, mü‘min, dünya hayatında cimrilikten ve israf hastalığından, saçıp savurmadan, dengesiz harcamalardan uzak durarak orta yol üzerine olmak.zorundadır.Bunun yanında bize verilen nimetler asla sonsuz ve sınırsız değildir. Üzerinde yaşadığımız şu dünya, bize hayat kaynağı olan ormanlar, aldığımız nefes, sahip olduğumuz evlatlarımız, evlerimiz, sağlığımız birer emanettir. Bunları kullanırken rızay-ı ilahı doğrultusunda kullanmamız gerekir.

Muhterem.kardeşlerim,

Modern dünyada insanlık kendi kabuğuna çekilmiş tamamen bencilleşmiştir. Merhamet, başkalarının dertleriyle hemdert olma, yardım elini uzatma gibi duygular kaybolmuş, düzenlenen alışveriş günleri, indirim günleri, yoğun reklamlarla desteklenen kampanyalar neticesinde, kontrolsüz tüketim başlamıştır. Sorumsuz bir şekilde her şeyi tüketiyoruz. Hayatımız ve ömrümüz akıp giderken gençliğimizi, sağlığımızı, zamanımızı zenginliğimizi, geleceğimizi, her şeyimizi israf ediyoruz. İsraf ve savurganlık, bugün hayatımızın hemen her tarafını kuşatmış durumdadır. Çocuklarımıza aldığımız oyuncaklardan en büyük nimet olan ekmeğe, Evlerimizdeki mobilyalardan içtiğimiz suya varıncaya kadar her şeyimizde malesef israf ediyoruz.

Değerli.kardeşlerim,

Özellikle iki nimetin israfında kaybımız çok daha büyüktür. Bunlar sağlık ve boş zamandır. Hiç düşündük mü ömrümüzü nerede harcıyoruz? Bir günün kaç dakikasını dinimize veya dünyamıza faydalı şeylerle geçiriyoruz. Saatlerce seyredilen filmler, terk edemediğimiz diziler, kahvehane köşelerinde kaybettiğimiz zamanlar, dedikodu meclisleri israf değil de nedir? Alıp verdiğimiz her nefesin hesabı bizden sorulmayacak mı? Ya kaybettiğimiz sağlığımıza ne demeli. İçkiyle, sigarayla, dengesiz beslenme ile heba ettiğimiz sağlığımız israf değil mi?

Kardeşlerim,

İsraf etmek günahtır. “Allah israf edenleri sevmez.”[4] Çünkü israf, rızkı veren Allah‘ın nimetlerine karşı saygısızlıktır. Hutbemi Efendimizin sözüyle bitirmek istiyorum; “İnsanoğlu kıyamet günü beş şeyden hesaba çekilmedikçe yerinden kımıldayamayacaktır; Ömrünü nasıl tükettiğinden, gençliğini nasıl yıprattığından, malını nerede kazanıp nereye harcadığından ve öğrendiği bilgilerle nasıl amel ettiğinden.“[5]

[1]İbnMâce,Tahâret,48.

[2]Furkân,25/67.

[3]İsrâ,17/26-27.

[4]En’âm,6/141.

[5] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 1.

Verehrte.Geschwister,

im eingangs vorgetragenen Vers beschreibt Allah die Gläubigen: „Wenn sie ausgeben sind sie weder verschwenderisch noch geizig. Sie schlagen einen Weg in der Mitte ein.“ [2] An einer anderen Stellen im Koran gemahnt uns Allah: “Gib den Verwandten, den Bedürftigen und den Reisenden in Not, was ihnen zusteht. Verschwende dein Hab und Gut aber nicht. Denn diejenigen, die verschwenden, sind des Teufels Freunde, seine Brüder.“ [3] Aus diesen Versen und dem Hadis erfahren wir also, dass Gläubige in ihrem Erdenleben weder verschwenderisch sein dürfen noch geizig. Sie müssen es auch hier mit der goldenen Mitte halten.
Verehrte.Geschwister, Verschwendung ist eine Sünde. So heißt es im Koran: „..und Allah liebt diejenigen nicht, die verschwenden.“ [4] Denn Verschwendung steht nur für den respektlosen Umgang mit den Gaben unseres Schöpfers. So möchte ich die heutige Ansprache beenden mit einem Hadis: “Der Mensch verlässt am Jüngsten Gericht den Gerichtsort erst dann, wenn er sich für fünf Dinge verantwortet hat: Er wird gefragt wie er sein Leben verbracht und was er aus seiner Jugend gemacht hat, wie er zu seinem Reichtum gekommen und wofür er es wieder ausgegeben hat und wie er schließlich das Wissen, das er sich angeeignet hat, umgesetzt hat.“ [5]

© 2014 Anadolucamii.ch
Top
Bizi takip edin:          
Sitemap